Dil Seçiniz
Telefon
WhatsApp
İnstagram

Adet Düzensizliği ve Menopoz Sonrası Kanamalar

Adet Düzensizliği ve Menopoz Sonrası Kanamalar

Kadın üreme sistemi, temel olarak yumurtalıklar tarafından salgılanan kimi hormonlarca düzenlenmektedir. Ortalama 28 günde bir, bu hormonların etkisiyle, rahmin iç yüzeyini oluşturan endometrium tabakası, olası bir gebeliğe hazırlık için kalınlaşır ve kan damarları yönünden zenginleşir. Bir gebelik olmaması halinde, bir sonraki aya yeniden hazırlanabilmek adına, o dönemin sonunda dökülür.
Endometrium, kan damarları açısından zengin bir doku olması nedeniyle yenilenmek için dökülürken bir miktar kanamaya sebep olur. İşte bu kanamaya adet veya regl (tıbbi olarak menstruasyon) adı verilir.
Adet döngüsü kanamanın 1. gününden başlayıp diğer regl kanamasının başlangıcına kadar olan süre olarak hesaplanır.  Normalde her kadın, uzunluğu 21 ila 35 gün arasında değişen bir adet döngüsü yaşar. Eğer bu düzenin dışında ara kanamalar ve aşırı kanama oluyorsa bu durum adet düzensizliği olarak kabul edilir.

Adet Düzensizliği Neden Olur?

Oligomenore (seyrek adet görme) nedenleri:

  • Hormonal doğum kontrol yöntemleri kullanan kadınlarda başlangıçtan 3-6 ay sonrasına kadar seyrek adet görebilirler. Bazı kadınlarda adet tamamen kesilebilir.
  • Ağır egzersiz yapan genç kadınlarda bu durum gözlenebilir.
  • Ergenliğe yeni girmiş ve menopoza girmeye yaklaşmış kadınlarda, hormon düzeylerindeki dalgalanmaya bağlı olarak oligomenore görülebilir.
  • Anorekisya, bulumiya gibi yeme bozuklukları olan kadınlarda bu durum gelişebilir.
  • Diyabet, tiroit gibi hormonal düzensizliklere bağlı hastalığı olan kadınlar seyrek adet görüyor olabilir.

Polimenore (sık adet görme) nedenleri:

  • Stres, vücudumuzdaki hormon dengesini bozabilir. Hormon dengesinin bozulması da sık adet görmeye yol açabilir.
  • Enfeksiyonlar ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar da polimenoreye sebep olabilir. Adet düzensizliğinin yanında; vajinal akıntı, kaşıntı, idrar yaparken yanma gibi başka belirtileri de olabilir.
  • Endometriyozis adı verilen hastalık;  normalde rahmin iç kısmında bulunması gereken dokunun, yumurtalıklarda veya Fallop tüplerinde bulunmasıyla karakterize bir durumdur. Endometriyozis hastaları ağrılı ve çok kanamalı adet dönemi geçirirler. Adet dönemleri arasında kanamaları olabilir. 
  • Menopoz, kadınlarda adet döngülerinin tamamıyla bitmesi demektir. Kadından kadına değişmekle birlikte genelde 40'lı yaşların sonuna doğru görülür. Vücutta hormon seviyelerinin değişmesiyle adet düzensizliğine yol açabilir.
  • Hipofiz bezinin artmış aktivitesi, beslenmenin yetersiz olması, psikolojik bozukluklar da adet düzensizliğinin nedenleri arasındadır.

Primer amenore (adet görmeme) nedenleri:

  • Tiroit hastalıkları,
  • Üreme organlarının düzgün gelişememesine sebep olan hastalıklar (Turner sendromu gibi),
  • Prematür ovaryan yetmezlik, 
  • Ergenliğin ailesel olarak geç başlaması,
  • Hormon düzeylerindeki değişiklikler,
  • Himenin (kızlık zarı) tamamen kapalı olması sebebiyle kanamanın dışarı çıkamaması olarak sayılabilir.

Sekonder amenore sebepleri:

  • Hamilelik,
  • Tiroit hastalıkları,
  • Emzirme gibi kanda prolaktin hormon düzeyinin yüksek olduğu durumlar,
  • Antidepresan ilaçlar,
  • Prematür ovaryan yetmezlik,
  • Anoreksiya, bulimiya gibi yeme bozuklukları,
  • Beyin tümörleri,
  • Kronik hastalıklar,
  • PCOS (polikistik over sendromu), Cushing hastalığı gibi rahatsızlıklardır.

Adet düzensizliği birçok farklı sebebe bağlı olarak gelişebilir. Ara kanamaların temel sebebi yumurtlama esnasında hormonlardaki düşüş olabilir. Bu düşmeye bağlı olarak da rahim içindeki endometrium dokusu hormon desteğini kaybeder ve leke tarzındaki kanamalara sebep olabilir. Eğer hastalar bu ara kanamalardan rahatsızlık duymaya başladıysa en kısa sürede bir doktora görünmesi önerilir.

Adet düzensizliği hormonal sebeplerden kaynaklanıyorsa, kişinin adet kanamaları şiddetli ve ağrılı geçiyorsa bu durumla ilgili tıbbi yardım alması gerekir.

Adet düzensizliğine ve düzensiz kanamalara sebep olabilecek bazı durumlar aşağıdaki gibidir:

  • Adenomyozis (endometirial dokunun kalınlaşması)
  • İstmosel
  • Yumurtlama eksikliği veya yumurtlamaya bağlı sorunlar
  • Miyom, polip veya kistler
  • Kullanılan hormonal ilaçlar
  • Östrojen hormonu kaynaklı veya diğer hormonal bozukluklar
  • Enfeksiyonel durumlar
  • Rahim ve overlerin habis kitleleri.

  Adet Düzensizliği Belirtileri Nelerdir?

Oligomenore için belirtiler; iki adet arası sürenin 35 günden fazla olması, yıldan dokuzdan daha az sayıda adet görme, düzensiz adet aralıkları ve normale göre daha hafif adet görme olarak sayılabilir.

Polimenore belirtileri altta yatan sebeple ilişkili olarak değişebilir. Enfeksiyon kaynaklı olan polimenorede ateş, vajinal akıntı ve kaşıntı gibi belirtiler görülebilir. Endometriyozis sebepli olanda ise adet başlamadan hemen önceki günlerde kramp, ağrılı adet dönemi (dismenore), cinsel ilişki sırasında ağrı, aşırı adet kanaması, bağırsak hareketleri sırasında ağrı gibi pek çok farklı belirti ortaya çıkabilir. 

Menopoz öncesinde ise polimenoreye ateş basması, vajinal kuruluk gibi durumlar eşlik edebilir. Yeme bozukluklarıyla ilişki polimenorede ise hastalarda hızlı ve fazla kilo kaybı gözlenebilir.

Amenore için belirtiler adet kesilmesine sebep olan rahatsızlıklara göre değişir. Örneğin polikistik over sendromu (PCOS) hastası kadında amenorenin yanı sıra kıllanmada artış, insüline direnç, kilo alımı gibi çeşitli belirtiler de görülür.

Adet Düzensizliği Hamile Kalmaya Engel Midir?

Adet düzensizliği birbirinden farklı pek çok sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Her adet düzensizliği hamile kalmaya engel oluşturmaz. Ancak düzensizliğine sebep olan bazı hastalıklar hamileliğe engel oluşturabilir. Düzensiz adet gören kadınların uzman bir doktora başvurarak kontrollerini yaptırması, altta yatan neden için uygun tedaviyi alması faydalı olacaktır.

Adet Düzensizliği Zararları Nedir?

Adet düzensizliği aşırı kanama ile birliktelik göstererek kansızlığa sebep olabilir. Kansızlığı olan kişiler; soluk görünür, çabuk yorulur, konsantre olmakta güçlük çekebilir. Adet düzensizliğinin PCOS'a bağlı olduğu durumda, hasta kişide diyabet gibi metabolik sendromlar ortaya çıkabilir veya ileriki yaşlarda meme ve endometrium kanseri gibi hastalıkların gelişme riski artabilir.

Adet Düzensizliği Muayenesi Nasıl Yapılır? Hangi Testler İstenir?

Adet düzensizliği ile başvuran hastalarda, hasta hikayesi büyük önem taşır. Hastanın; hangi sıklıkla adet olduğu, adetinin kaç gün sürdüğü, kanama miktarının yaklaşık ne kadar olduğu, günde kaç ped kullandığı, adet sırasında ağrısının olup olmadığı varsa şiddetinin miktarı, cinsel olarak aktif olup olmadığı gibi sorulara cevap vermesi beklenir. Bunlara ek olarak ateş, cinsel ilişki sırasında ağrı, vajinal akıntı, adet dönemleri arasında kanamalar gibi belirtilerin varlığı da sorgulanabilir.  Hekim tarafından olası sebeplere yönelik testler istenir. Kan testi, hamilelik testi, hormon testleri, Pap smear testi gibi testler bu testlere örnektir. Yine altta yatan hastalığın tanısını koymaya yönelik ultrason, MRI gibi görüntüleme tekniklerinden yararlanılabilir. Fizik muayene hastanın genel görünümünü incelemek ile başlar. Jinekolojik muayenede spekulum adı verilen araç yardımıyla serviksin ve vajinal duvarların incelemesi yapılabilir. Bimanuel muayene olarak adlandırılan aktif elin bir ya da iki parmağının vajina içinden ilerletildiği diğer elin de karın üzerine koyularak iç genital organların yapısının incelendiği yöntemdir. Her iki yöntem de şüphelenilen sebebe yönelik olarak fiziksel muayenede kullanılabilir.

Adet Düzensizliği Tedavisi Nasıl Yapılır?

Adet düzensizliği, kendi başına bir hastalık değildir, genellikle diğer hastalıkların önemli bir bulgusu olarak ortaya çıkar. Bu nedenle, adet düzensizliklerinin tedavisinde, bu duruma yol açan tıbbi durumun giderilmesi veya düzenlenmesi esastır. Adet düzensizliğinin hormonal bir dengesizlik nedeniyle ortaya çıktığı tespit edilirse kişiye hormon düzenleyici ilaçlar verilerek adet düzensizliğinin tedavisi yapılır. Eğer altta yatan polip gibi organik bir hastalık varsa histeroskopi denilen aletle rahim içi incelenir ve gerekli görülen durumlarda patolojik bölge alınarak temizlenir. Diğer kanama nedenleri arasında miyomlar bulunur. Miyomlar rahim içinde bulunan iyi huylu urlardır ve bu huylar genellikle bir belirti vermezler. Fakat bazı hastalarda rahmin iç dokusuna doğru baskı yaparak kanamaya neden olur. Şiddetli kanamaya sebep olan miyomlar ise hastanın yaşına ve çocuk sahibi olup olmamasına göre, sadece miyomların alınması veya nadir olarak rahmin tümünün alınması şeklinde tedavi edilir. Eğer muayene sırasında istmosel saptanmışsa histeroskopik veya laparoskopik olarak istmosel kesesi çıkartılıp tedavi yapılabilir. Aşırı kanaması olan ergenlerde ise kanama pıhtılaşma bozuklukları dahil bu kanamaya sebep olabilecek tüm durumlar araştırılır. Daha sonra bu kanama kontrol altına alınır ve adet düzenleyici tedaviler verilerek hastanın adetlerinin düzenli hale gelmesi sağlanır. Ergenlik döneminde çok erken ya da geç yaşlarda adet görülmesi incelenmeli ve duruma göre tedavi edilmelidir.

 

Menopoz Sonrası Kanamalar

Bir kadın menopoz sonrası kanama şikayeti yaşadı ise altta yatan nedenin mutlaka araştırılması gerekir.. Menopoz sonrası kanamalarda karşılaşılan en sık neden atrofi denilen endometrium dokusunun (rahim iç dokusu) incelmesine bağlı kanamalardır.  

Sık rastlanan ikinci bir neden ise; kullanılan hormon tedavilerine bağlı kanamalardır. Hatta bazı kaynaklarda hormon replasman (Hormon yerine koyma) tedavilerine bağlı kanamalar birinci sırada yer almaktadır.

Diğer nedenler ise; rahimden kaynaklanan polip, myom, adenomyosis gibi bazı iyi huylu urlar, rahim ağzındaki polipler, pelvik infeksiyonlardır. Ayrıca vajinal mantar veya basit bir vajinal enfeksiyonda da kanama görülebilir. Yüzde 10-20 civarında hastada, menopoz sonrası kanamanın nedeni rahimden veya rahim ağzından kaynaklanan bir kanser olabilir.

Menopoz sonrası kanaması olan hastanın zaman kaybetmeksizin bir kadın hastalıkları ve kadın doğum uzmanına başvurması gerekir. Hastanın hikayesi alınıp, muayenesi yapıldıktan sonra, genellikle ultrasonografi uygulanır. Yapılan bu işlemlerden sonra büyük ölçüde olası nedenler düşünülmektedir. Daha sonrasında yapılacak biyopsiler veya histeroskopi ile özellikle kanser düşünülen hastalarda tanı için gerekmektedir.

Günümüzde şartlarında uygulanabilen histeroskopi (optik bir aletle rahim içinin incelenmesi) işlemi ile tanı oldukça kolaydır. Bu işlemle rahmin içinden kaynaklanan myom, polip gibi iyi huylu durumların aynı seansta tedavileri mümkün olabilmektedir. Kanser tanısı alan hastaların tedavilerine ise zaman kaybetmeden başlanmalıdır.